Hırka-i Tecrîd

Image 01
Eser No: 40
Sayfa: 400
Baskı: 1. Baskı
Tarih: Ocak 1998
Takdim İçindekiler Fragmanlar
Hırka-i Tecrîd
"Risâle-i Üçışık"

FRAGMANLAR

“Mecaz, hakikate köprüdür” buyuruyor İmâm-ı Rabbânî Hazretleri.

Mecâz: Geçecek yer. Yol. Hakiki mânâsı ile değil de ona benzer başka bir mânâ ile veya istenileni hatırlatır bir kelime ile konuşmak.

Mecâz: Yerinden ve haddinden tecavüz etmek. Hududunu aşmak. (İfrat)... Üstadım’ın “Mart 1982” tarihli “Visal” isimli şiirinin şu mısraları hatırlanmalı:
-“Evet, ben, bir kapalı hududu aşıyorum; / Ölen ölüyor, bense ölümü yaşıyorum!” (s. 17)

Mehd: Beşik. Beslenilecek, büyüyecek yer. Yeryüzü. Yayıp döşemek. Kâr kazanmak. Hazırlanmak... Mehdî: Hidayete eren veya hidayete vesle olan. Sahib-üz zaman. “Hususi ve şahsî bir tarzda Allah’ın hidayetine mazhar olan, kendisine Allah tarafından yol gösterilen” mânâsınadır. Bu kelime ihtida etmiş olanlar için de kullanılmıştır. Mehdi-yi Resûl, Mehdi-yi muntazır da denir. (s. 46-47)

Efendi Hazretleri... Mâzi, hatıra, hâl beyanı içinde, Üstadım o bahisle istikbâli nişânlıyor:
-“Yavaş yavaş dikkat etmeye başladım ki, bu adamda nebatî bir hayatımız var ya, -yeriz, içeriz, bir ân gaflete geliriz, başımızı kaşırırz-, hiç böyle bir şey görmedim... Kerâmet de beklemedim, muhtaç da olmadım... Çünkü o otururşu, o edeb, o hâl, o her ân huzurda da lütfen sizin yanınızda... Bu mânâyı öyle yaşadım, öyle duydum, öyle içtim ki, bana işte “Et Pemiraca Complire – Harika meydana geldi”yi düşündürdü... Bir tek toz parçası görmedim sırtında... Bir kere esnediğini, öksürdüğünü; bunlar mazeretlerdir, yapılacaktır tabiî... Helâya çıkmayacak mıdır?.. Böyle bir edebin içinde bu kadar bahsedilebilir; anlatılmaz bir şey... Şiir idrakı lâzım bunu anlamak için; işte bu sebeb... Gittikçe tahki ettim, gittikçe tahkim ettim!” (s. 115)

Meşhur bir Nakşî Şeyh’nin yeğeni, sözkonusu Şeyh ile babasının görüşmesini naklediyor:
-“Babam, Efendi Hazretleriyle görüşürken, Efendi Hazretleri ona İBDA’yı kasden, “rahmetli Büyük Efendi Babam bana, bu işi bunlar gerçekleştirecek, dedi” deyince, Babam, “rahmetli Ali Haydar Efendi mi?” diye sordu... Bunun üzerine Efendi Hazretleri, “hayır, Büyük Efendi Babam!” diyerek, keşifte Ali Rıza Bezzaz Hazretleriyle mülâkî olduğunu beyân etti!” (s.276)