Üç Işık

Image 01
Eser No: 37
Sayfa: 160
Baskı: 1. Baskı
Tarih: Aralık 1996
Takdim İçindekiler Fragmanlar
Üç Işık
"Sohbet • Konferans"

FRAGMANLAR

— "5 Kasım 1959 tarihinde Amerikalı Yarbay Morrison, Çankaya’daki Amerikan Klübü’nden çıkarak arabasına binmiş ve farlarının zayıf oluşu yüzünden toplu hâlde yürüyen erleri zamanında göremeyerek onlara çarpmış ve bazıları ağır olmak üzere onbir eri çiğneyerek yaralanmalarına sebebiyet vermiştir. Kaza 19-19.30 sıralarında olmuş, yaralılardan biri kaldırıldığı hastahânede ölmüştür. Türk makamlarının olaya el koymalarından sonra Amerikan makamları kaza sırasında Yarbay Morris’in görevli olduğunu iddia ve bununla alâkalı bir belge sunmuşlardır.”
Bunlar zaman içinde değişiyor, şudur, budur... Bu hâdiseyi şunun için aktarıyorum size: Tarih 1959... Dikkat edin: Biz, müslümanlar olarak, hiçbir zaman bu meselelere sahib olacak bir şuur belirtemedik... İşte fikir, işte ilim, işte bilmem ne mevzuu; bunlar bizim meselemiz değil mi?.. Burada adam bir suç işliyor, görev sırasında ve onunla ilgi içinde ise, vazifeli ise, bizim makamlar bakamıyor; vazifeli değil ise bizim makamlar bakacak, fakat ortada öyle bir keyfilik var ki, buradaki Amerikalı yetkili “o vazifelidir!” dedi mi, bizimki devreden çıkıyor... Ne vazifesi?.. Amerikan Klübü’nden çıkmış, sarhoş, farları bozuk, 11 tane eri çiğniyor, birini öldürüyor, “vazifelidir!” dediler, kurtuldu!.. Niye bu tip haksızlıklara karşı çıkamadık bu zamana kadar, müslüman olarak?.. Adeta bulunduğumuz evdeki eşyaya tahakkümümüzü o kadar kaybetmişiz ki, şurada hangi koltuk, hangi masa vardı, yerliyerinde mi, bizim mi, değil mi haberimiz yok... Milletlerarası hukuk olmadığını söyledim size; hukukçuların dikkatini çekiyorum... Misâl olarak söyleyeyim: İkili anlaşmalar falan bir takım davalar var, bu tip anlaşmalarda her zaman kuvvetli devletler kârlıdır, onların reyleri geçerlidir... Milletlerarası “karasuları meselesi”ne bakalım; biraz önce tedâilerden gideceğimi belirttim... Karasularını düşünün; sınırlarının arttırılıp, arttırılmamasını... Şimdi büyük devletler, karasuları sınırlarının dar tutulmasını istiyor, çünkü güçlü kuvvetli ve karasuları ne kadar dar olursa –ondan artan– uluslararası sular statüsündeki kısımlara rahatça girebilecek... Genel düzenlemelerde her zaman onların dediği oluyor; bunu da haber vereyim... Yavşak devletlere düşen iş, –haysiyetinize dokunuyorum–, sadece bunların kuvvet dengelerinin kesiştiği yerlerde sığıntı yaşayışlar... Hani “Filistin” filân diyoruz ya, işte bundan fazla birşey beklemeyin; bir takım kınamalar, resmî kınamalar, âdet yerini bulsun hesabı lâftan ibaret kınamalar... Zaten Filistin’de şurda burda olanlar, bizim adam olamadığımızdan oluyor. (s.81, 82, 83)