Şiir ve Sanat Hikemiyatı

Image 01
Eser No: 24
Sayfa: 276
Baskı: 2. Baskı
Tarih: Nisan 1998
Takdim İçindekiler Fragmanlar
Şiir ve Sanat Hikemiyatı
"Estetik ve Ahlâk"

FRAGMANLAR

Estetiği, bir tecelli, bir ifade, bir zahir oluş halinde almak… Bir nevi sezgi metodu olarak görmek… “Bilinen” mevkiinden bakmak… “Bilen”in aynı diye değerlendirmek… Sanat ve edebiyat sahasını da ihata eden bir genişlikten manalandırmak… Bu kadar kapsamlı bir anlayış çerçevesinde estetik, kendi meseleleriyle “dil” meseleleri arasında ortak problemlere, birbirinin aynı imişçesine ele alışlara mevzu olur… Sanıyorum “estetik bahsinin özü” derken, mücerret tefekkür bakımından işi nasıl gördüğümüzü hissettirdim!.. (s.27)

Öyleyse güzellik, doğru ve iyinin, tek kelimeyle hakikatin zarafet ambalajıdır!.. Estetiği “bedi idrakı” olarak alan, hem lûgat manası, hem mevzu, hem hakikat ilgisi ve bağlayıcı bir ilke, hem vasıta, hem gaye, hem metod cihetinden açıklayan, onu insanın iç’e ve dış’a doğru bütün ahlakî faaliyetleri ve “ifade” ürünleri boyunca latif bir idrak diye mühürleyen tarif, Büyük Doğu Mimarının bu tarifidir… Aynı zamanda anlaşılıyor ki, estetik, mevzu olarak güzelin geniş imparatorluğuna sahiptir!.. (s.32)

“Allah güzeldir ve güzeli sever!” hadisi İslam’da “estetik” ölçülerinin tohumunu verir. Bu tohumu yetiştirmek ve geliştirmek, cemiyet bahçesini onun fidanları, ağaçları ve çiçekleriyle ziynetli bir fidelik haline getirmek şart… Şeriata aykırı olmayan her güzel şey İslamın malıdır. (s.33)

…İlm-i edeb’in bütün yönlerini toplayıcı çoğul manasıyla EDEBİYYAT, mücerret ve müstakil İDRAK ZEMİNİ’dir… Buna nisbetle onun, bütün ilim ve söz sanatlarını kapsayışına dikkat… İlim, kanunlarını mücerret tefekkürden alıp onları bir takım görünür nisbetler içinde kalıplaştırma; sanat ise, büyük mücerret peşinde ebedi bir arama ve kalıptan kaçınma işi… Birini akıl, öbürünü ruh besler; bu manasıyla da ilim, felsefe ve hikemiyata nisbetle “teknik” ifade içinde… Aynı şekilde, mücerret fikir (hikemiyat ve felsefe), sanatın manasıyla kaynaşmakta… (s.61)