Kavgam II

Image 01
Eser No: 21
Sayfa: 446
Baskı: 2. Baskı
Tarih: Eylül 1995
Takdim İçindekiler Fragmanlar
Kavgam II
-Necip Fazıl-

FRAGMANLAR

Evvelâ Doğuyu ve Batıyı keşfetmek... Kendi kendimizi keşfetmek... Ruhumuzu ve maddemizi keşfetmek... Maden damarlarımızdan evvel duygu ve düşünce damarlarımızı keşfetmek... İman ve inkâr hedeflerimizi keşfetmek... Edebiyatımızı, musikimizi, mimarimizi keşfetmek... Muaşeret edebimizi, kılığımızı, tavrımızı keşfetmek... Dinimizi, dilimizi, tarihimizi, siyasetimizi keşfetmek...
Anadolu’yu, Rumeli’yi, isterseniz İstanbul’u, Boğaziçi’ni, Adalar’ı keşfetmek... Hâsılı şehri keşfetmek... Ve köyü...
Nasreddin Hocanın teker teker üzerlerine işedikten sonra, “Buna değmiş, buna değmemiş!” diye yine teker teker yediği meyvalardan öz meyvalarımızdan üzerlerindeki 150 yıllık pisliği temizleyip asıllarının “pir ü pâk” olduğunu keşfetmek...
Partiyi, derneği, sendikayı, hükûmeti, demokrasiyi, mektebi, üniversiteyi, öğretmeni, profesörü, çocuğu, anneyi, kadını, erkeği, köyü, kenti her şeyi, herşeyi yeni baştan...
Sürek avına çıkar gibi, bütün madde ve ruh kıymetlerimizi, çepçevre sardığımız, bunların tahlilini, terkibini, nisbetini, mukayesesini yaptığımız ve herşeyi bir kıymet hükmüne bağladığımız gündür ki:
-“Keşfolunmuş olacağız!”
Ancak bundan sonradır ki, kurtuluşun boşlukta mekân işgal etme hakkının müzâkeresine sıra gelebilir.
Başlıca keşif mevzuunuz bilindiği sanılan İslâmı keşfetmek... Yobazı, satıhçıyı, sahtekârı, gerçeği, istismarcıyı ve samimîyi keşfetmek...
150 yıldır yapılan her şeyi yıkıp yenilerini keşfetmek...
Maddede ve mânada her şey yeniden yapılmaya muhtaç... (s. 143-144)

Bütün Doğu âlemi, Budist’i, Brahman’ı ve daha bilmem nesi ve nesi, ve hepsinin başında Müslümaniyle, Batı dünyasının Yahudi ve Hristiyan toplulukları peşinde, topyekûn inkâr ve küfür vatanına karşı şahlanmaya mecburdur.
Bu mecburiyetin günü gelmiş veya çok yaklaşmış görünmekte...
Bütün dünyayı kendisine benzetmek, sömürüsüne âlet etmek ve beşerî ruhu söndürmek sevdasındaki küfür vatanı, şimdi sınırlarını Asya cenubuna uzatmaya kalkmakta, Batı sanayi devinin kanı demek olan petrol sahasının en nazik noktalarını kıskaçlama stratejisini göze almış bulunuyor. Bu cür’eti gösterdiğine bakarsanız Üçüncü Dünya Savaşını açmaya kadar gidebilecek bir yol üzerinde o... (s. 203-204)

Hani “din istismarcılığı” diye bir lâf var ya... Dünyanın en büyük yalanı!.. Yalan da ne kelime; sahtekârlığı!.. Hiçbir dindar; halis dindar, din istismarcılığı yapamaz. Zira istismar, inananın kendi ruhunu kabul ettirmeye çalışması değil, inanmayanın inanmış görünerek inananlardan fayda devşirmeye bakmasıdır. Demek ki, istismarın ana maddesi, samimiyetsizlik... (s. 320)