İstikbâl İslâmındır

Image 01
Eser No: 14
Sayfa: 165
Baskı: 4. Baskı
Tarih: Nisan 2014
Takdim İçindekiler Fragmanlar
İstikbâl İslâmındır
Denenmemiş Tek Nizâm

FRAGMANLAR

NECİP FAZIL'IN DİLİYLE
Bu eserin sahibi hakkında elinizde bulunan icazetnâme mahiyetindeki eser vesilesiyle serdedeceğim hususiyetler, aslında onun şahsına mahsus hakikatlerin defalarca ve bahanelerle ifâde edilmiş toplamından başka bir şey değildir. Ekleyeceğim hikmetler, olsa olsa, 1000 liraya malik olan bir adamın 999'a kadar bütün para değerine de tabiî olarak sahip olması gibi, sadece asla bağlı teferruat neviindendir!

Yakınları, büyüklerde o türlü fâni olurlardı ki, yazdıkları mektuplara sadece imza atmak kalırdı. İşte ben de, bu soydan benimsediğim ve haklarında takdir ve tasdikimi belirttiğim eserlerin sahibine, doğrudan doğruya söz konusu mânânın tescili mahiyetinde bu eseri hazırlattım! Sene 1982-1983!

Aşıklık davasında bulunmak kolaydır, fakat ona delil ve bürhan lâzımdır; bu iş kendi kendine gelin güvey olup da kendi nefsinde kemâl dikizleme işi değildir. İhlâslı kişinin riyası ve sadakatli kişinin de nefs şaşkınlığı ve kendini beğenme veya aynı kapıya çıkan yalancıktan yerme hâli olmaz; "o benin arkasında Allah'ın lâneti, bu benin arkasında ise Allah'ın rahmeti var" hikmeti, hakikatler yerli yerinde olunca, görünmek bir zaruret olur. Yanımda hâlinden hiçbir "serîşte-ipucu" vermeyen, sesini kadro sesi gibi sunan ve içtimaî tesirine nisbetle o gün ismi örtülü kalan bu adama, elinizdeki eser vesilesiyle ve şahsında tecelli eden mânânın ifşâını bizzat ben emrettim. Sadece emretmekle kalmadım, kendisine hazırlattığım bu eserin başına konulmak üzere, "bütün hüviyetinle görüneceksin!" kaydıyla bir takdim yazım olacağını belirttim! (s.11, 12)

Bir tekerlemedir gidiyor: "İlmî olmak, ilim herşeyi çözecektir!"... Belli bir mevzuya tahsis olmadan önce "İlim"in mânâsı bilmektir; öyleyse senin ilimden kasdın ne? Yok!.. "İlmin ölçüsü nesnelliktir" derken ve bununla madde ve maddîliği kastederken, varlığın kendini ruha empoze ettiği için varlık olmasını nasıl gözönünde tutmazsın? Bu ise, ruha kendini empoze eden bütün kavramların birlikte gözönünde tutulmasını gerektirir ki, neticede, müsbet ve menfi idrakının ancak ölçüden sonra varolduğu anlaşılır; Peygamberler bildirmeseydi iyi ve kötü idrakı olmazdı. Aslında Peygamberler olmasa, insan hayatı olmazdı; insan "var" olması kadar, "varoluşunu" da buna borçlu. (s.66, 67)

"İstikbâl İslâmındır" tezimizi kuru bir slogan olmaktan çıkarıcı ve bir takım şapşal kalemlerin gevelemelerinin dışında derinliğine bir fikir keyfiyetiyle ele alıcı oluşumuz görülüyor... "Yeni bir dünya doğuyor ve bu dünyanın doğuşunda hissedar olmayan milletlere, mekânda yer işgal etme hakkı kalmıyor. Dünya nereye gidiyor ve doğmakta olan bu dünyaya biz hangi fikir malımızla katılacağız?" diyen Büyük Doğu Mimarı'nın izinde, varlık ve oluşumuzu, varlık ve oluş davasının ta kökünden gelerek gösteriyoruz!.. (s.82)