Bütün Fikrin Gerekliliği

Image 01
Eser No: 1
Sayfa: 190
Baskı: 2. Baskı
Tarih: Aralık 1990
Takdim İçindekiler Fragmanlar
Bütün Fikrin Gerekliliği
İktidar • Siyaset • Hareket

Fragmanlar

“Mutlak Fikir” bağlıları, Muhiddin-i Arabî Hazretlerinin, “Küfrün kaynağını bilmeyen gerçek imanda olamaz.” Hikmetinden paysızlık içinde, ne kendini biliyor, ne de dışını… “Mutlak Fikir” düşmanları da, ne düşman olduklarını tanıyor, ne yandaş olduklarını; hakim düşünce, “kulüpçülük” zihniyeti. (s.27)

Burada şu noktaya dikkat etmek gerekir ki, otoritenin menfi neticelerini sergileyerek onun gereksizliği neticesine varmak mümkün değildir. İnsanı sosyal olmaya iten sebepler ortadan kalkmadan, sosyal münasebet farklılaşmasıyla beliren sosyal organizasyon farklılaşmasına ve otoritenin doğumuna mâni olunamaz…(s.41)

O halde düşünmeyle birlikte dilin doğuşu nasıl açıklanacak? Bunu teorinin sayısız pratikle oluştuğu şeklindeki düşünceyle açıklamak mümkün değildir. Eğer teoriyi oluşturan “tenkid şuuru”nun rolünden bahisle bu nokta izah edilirse, burada “tenkid şuuru”nun önceliği, kastedilen mânâ içinde, yine “teori ve pratik” ilişkisi gibidir… Prariğin sayısız tekrarlarıyla –hiç yoktan– tenkid şuuru oluşmaz. (s.55)

Her zaman gücün teşkilâtlandırılması şeklinde gözüken devlet, bir ülkede ancak kendisine karşı gelinmesi imkânsız bir maddî gücün varlığı ile birlikte kendisini gösterir. Yalnız şu farkla ki, bu maddî güç, baskı altında tutucu ve sömürücü bir kuvvet değil, hukukla sınırlandırılmış bir kudrettir. (s.99)

Tekrarlamakta fayda var ki; düzen değişimi sözkonusu olduğunda eğer orduya güvenilmiyorsa, ister iktidara gelince yapılacak bir darbe düşünülsün, isterse halk ihtilali düşünülsün, bunu gerçekleştirecek bir kadro, örgüt ve metoda ihtiyaç vardır. (s.120)

Düşünülebilecek herşey, onu düşünen kişinin ruhunda bir tasavvurdur; bundan dolayı ruhlardaki tasavvurlardan başka bir şey düşünülemez…Sırf mantıkî bir alanda bile yeni olana ilk ulaşan akıl değil sezgidir. (s.148)

Âlemde her varlık, kendi derecesinde ve ifadesi kendi varlık zâtında “neyse o” olarak ve türünün bizim mânâlandırdığımız kanunlar çerçevesindeki sebep-sonuç ilişkisinde yaşarken, kendini ifade edici olmak ve memuriyetini bulmak yalnız insana mahsus bir iş. (s.150)